Karadeniz’in sisine karışan bir sabah düşün. Dağların omzundan denize süzülen rüzgâr, fındık dallarını usulca titretiyor. Kuzgun Köyü’nün dar yollarında yankılanan ayak sesleri, yılların emeğini ve sabrını taşıyor. İşte o yolların içinden bir hikâye büyüdü; adı Yasin Yiğit.
Giresun Tirebolu Kuzgun Köyü nüfusuna kayıtlı bir evladın hikâyesi bu. Babası Yüksel’in alın teri, annesi Şengül’ün duası eşlik etti adımlarına. Bir çocuğun omzuna konan umut, yıllar içinde azme dönüştü. Babasına gurur, annesine onur yaşattı; köyüne ise tarifsiz bir sevinç. Çünkü o, yalnızca bir meslek sahibi olmadı; Kuzgun Köyü’nün yüreğinde açan bir çiçek oldu.
İstanbul’un kalabalığında ilkokul, ortaokul ve lise yılları… Gürültünün ortasında kurulan sessiz hayaller… Yaz geldi mi bavuluna memleket özlemini koyup köye dönen bir genç. Fındık bahçesinde geçen günler; toprağın kokusu, güneşin altında öğrenilen emek. Dalların arasından süzülen ter, bir öğrencinin karakterine işlenen sabırdı. Tatil değil, köklerle buluşmaydı o yazlar. Tirebolu’nun serin akşamlarında memleket hasreti diner, Kuzgun’un yıldızlı gecelerinde yarınlara dair umut tazelenirdi.
2021 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Bir köyün ufkuna doğan yeni bir güneş gibi… Şimdi ihtisasını Çam Sakura Şehir Hastanesi’nde, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanında sürdürüyor. Minik kalplerin çarpıntısına kulak veren bir hekim; bilgiyle şefkati aynı avuçta taşıyan bir yolcu.
Bu hikâye, yalnızca Yasin Yiğit’in değil. Bir babanın dimdik duruşu, bir annenin sarsılmaz inancı, bir köyün ortak duası var satır aralarında. Kuzgun Köyü’nün beşinci doktoru olarak anılmak, bir unvandan fazlası. Bu, toprağın evladına verdiği sessiz bir madalya.
Yolu açık, vicdanı aydınlık olsun. Beyaz önlüğünün cebinde yalnızca kalemler değil; Kuzgun’un rüzgârı, Tirebolu’nun denizi, babası Yüksel’in gururu, annesi Şengül’ün duası da var. Ve bir köy, her yeni günde aynı cümleyi fısıldıyor: “İyi ki bizim evladımız.”
@kuzgun_muhtarligi28
@hayati.yigit.3
#tirebolu
#giresun