Filiz GÖKCE


ELÂZIĞ DEPREMi ARDINDAN;

27 Aralık 2020 tarihinden Elazığ merkezli bir deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi’ne göre 5,6 büyüklüğündeki deprem Diyarbakır, Malatya gibi çevre illerden de hissedildi. İlk belirlemelere göre can kaybı olmadı. Depremi hisseden bölgelerde yaşayan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.


24 Ocak 2020 tarihinde Elazığ yine 6,5 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. 41 vatandaşımız hayatını kaybetti. 

30 Ekim 2020  deki   Izmır Seferihisar merkezli  6.9 büyüklüğündeki deprende ise 116 yurttaşımız  hayatını kaybetti

Her deprem ulkemizin  bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya çıkardı.Peki 

Yapı kalitemizi  artırmak zor mu?

Bu soruya AFAD' in İZMİR DEPREMİ sonrası hazırladığı  rapora göz atarak cevap verelim. 

Binalar dayanım, uygulama ve detaylandırma yetersizlikleri nedeniyle toptan göçmüştür. 

1)Toptan göçmenin yaşandığı binaların büyük çoğunluğunun 1990-1994 arasında tasarlandıkları anlaşılmaktadır. Bu binaların hemen yakınında benzer özelliklere sahip olup nispeten daha iyi tasarlanmış ve inşa edilmiş binaların hasarsız veya az hasarlı olarak depremi atlattıkları gözlemlenmiştir.

 2)Ağır hasarlı binaların büyük kısmında yumuşak kat etkisi gözlenmiştir. Binaların giriş katlarında bulunmayan ancak üst katlarda devam eden dolgu duvarlar nedeniyle yumuşak kat durumu meydana gelmiştir.

3) Hasar gören binaların beton kalitesinin genellikle yetersiz olduğu gözlemlenmiştir. 

4)Hasar gören binalarda, genel olarak donatı detaylarının uygun olmadığı görülmüştür. 

5)Ağır hasarlı binaların çoğunda özellikle alt katlarda aşırı korozyon gözlenmiştir. 

6)Yapısal sistemi hasar görmemesine rağmen dolgu duvarları ağır hasar gören çok sayıda binaya rastlanmıştır. 

7)Binalarda gözlenen çerçeve düzensizliği ve aşırı çıkmaların hasara neden olan bir diğer önemli unsur olduğu anlaşılmaktadır. 

8)Aynı sitede yer alıp aynı mimari ve statik özelliklere sahip olan binalardan bazıları yıkılmışken bazılarının daha az hasar alarak ayakta kaldığı gözlemlenmiştir. Yıkılan ve ayakta kalan binaların farklı kişiler tarafından inşa edilmiş olması malzeme ve işçilik kalitesinin yapı performansını etkileyen önemli parametrelerden biri olduğunu göstermiştir.

Sonuc; Mühendislik hizmetinin alınmadığı, işçiliğin denetlenmedigi, malzemenin kalitesiz kullanıldığı ve KAMU DENETIMININ olmadığı    binalarımız yikilmaktadir. 

Başta İstanbul olmak üzere ülkemiz  deprem tehdidi altındadır. Bir an önce kentlerimiz depreme göre düzenlenmeli, yapılarımız güvenli hale getirilmelidir. Merkezi yönetim, yerel yönetim, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaş işbirliği  ile bunu başarabiliriz.

Filiz GÖKÇE 
Inşaat Muhendisi