Elazığ’ı peş peşe sarsan depremlerden sonra Anadolu coğrafyası üzerinde irili ufaklı pek çok deprem yaşandı. 30 Ekim 2020 tarihinde Ege Denizi merkezli deprem ise İzmir’i vurdu. İzmir’de 115 vatandaşımız hayatını kaybetti.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile AFAD verilerine göre Elazığ depreminde 76 bina yıkıldı, 645 binada ağır hasar, 409 binada ise orta ve hafif hasar meydana geldi. Aynı tablo İzmir’de de karşımıza çıktı. İzmir depreminde 180 binanın yıkıldığı ya da ağır hasar aldığı, 190 binanın orta derecede hasarlı olduğu anlaşıldı. 1267 binada ise hafif hasar tespit edildi.
Rakamlar ve raporlar ortada.
Yaşanan her depremde ve sonrasında rakamları ve raporları mi konuşacağız?
İnşaatların güvenliğini ‘’YAPI SAHİPLERİNE BIRAKAN SİSTEMİ’’ tartışmayacak mıyız?
Deprem güvenliği olan yapıların ‘’NASIL ÜRETİLMESİ GEREKTİĞİ’’ konuşmayacak miyiz?
Kıymetli Yurttaslarimiz;
Sorun cozumsuz değil.
1) İmar barışı, İmar affı çıkartarak kağıt üstünde kaçak veya denetimsiz yapıları kullanıma açmaktan vaz geçerek,
2) İnşaatların statik dayanımını, deprem güvenliğini ‘’KAMU YARARI GOZETEN’’ denetim sistemine ile kontrol ederek ,
3) 1999 öncesi ve sonrası inşa edilen yapıların envanterini çıkartip ‘’HALKIMIZIN BİLİMSEL GERÇEKLERİ ÖĞRENMESINI''temin ederek
4) Devlet, Yurttaş, Üniversite ve belediye işbirliği ile ‘’Doğru Kentsel Dönüşüm ve Yerinde Dönüşüm '' projeleri geliştirip kentlerimizi ivedilikle yenileyerek.
5) Ülkemizin yetiştirdiği,araştırmaları ile dünya çapında bilinen akademisyenlerimizin, BILIM INSANLARIMIZIN görüşlerini UYGULAMAYA GEÇİREREK,
Sorunu çözebiliriz.
Elazığ depreminin yıldönümünde bir kez daha deprem tehlikesine dikkat çekiyor, depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygıyla anıyorum.
Filiz GÖKÇE
Inşaat Mühendisi

